Başım, ya da başımın içindekiler, gövdeme ağır geliyor.
Kalbim ve ruhumun çektiği acıyı muhtemelen bir organım paylaşacaktır.Çünkü bu, bir kalp ve ruh için bütünüyle çok ağır.
Yaralarım yaşayamadığım yıllarım kadar derin.
İntihar an meselesi.Bir anlık iradesizliğe bakar.Ya da tam tersi güçlü bir iradeye.
Ölmek istiyorum; bir türlü ölemiyorum.
Filozofu öldürmeyen acı; ben onun kadar güçlü değilim, öldürsene beni.
Geri dönüşü olmayan bir yola girmişiz.
Hayır yol değil, bataklık.
Her yolun ulaştığı bir menzil vardır.Her yolun sonunda güneş doğar.
Oysa ki bu bataklık, içten içe hapsediyor beni.
Çırpınmak nafile şu bulunduğumuz noktada.
Dışarı çıksam kilometrelerce yürürüm; lakin insanlar arasında kaybolmaktan korkuyorum.
Eğer varsa böyle bir hakkım; ötenazi hakkımı kullanmak istiyorum.Bu da benim, bu hayattaki tek lüksüm olsun.
Ne yani bunu da mı hak etmedim.
Sen ölmeyi bile beceremez misin diyorsun hayat.
Öyle bir ölürüm ki, ölüler bile kıskanır.
Dursun dünya, kopsun kıyamet; artık beni bu hayattan muaf et.