April 2012
1 post
Dolmuştayız; durakta üç kız… Kızlardan biri dolmuşun durması için elini kaldırdı.Kendileri için yeteri kadar yer olmadığını fark edince bir ara düşündü.Tam binmeye niyetlenmişti ki şoför kapıyı kızın yüzüne kapattı.Kız dolmuşun kapısına hüzünlü bir bakış attı.Önümde oturan arkadaşımın omuzuna dokundum ve “işte” dedim, “hayat da böyle.” O üç saniye adeta hayatın özeti...
March 2012
1 post
Hayatımı bir kez daha değiştiremedim.Sonra gittim bir musalla taşına oturdum; ağladım, ağladım.Geçen hafta bu zamanlardı.Belki de geçen yıl.Ne kadar oldu farkında değilim.Her şey o kadar eski, her şey o kadar yeni.Her şey o kadar yabancı, her şey o kadar bilindik.
February 2012
1 post
“Sonra bir taşın üzerine oturdu.Doktorlar hastalığı süresince sigara içmesini yasakladıkları halde bir sigara çıkarıp yaktı.Heyecanlıydı çünkü.Sonraları bu kötü alışkanlıktan tamamen kurtulacaktı.Ama şimdi, yarının ne olacağını bile bilmediğine göre, bir sigara içmiş ya da içmemiş ne farkederdi?”
-Cengiz Aytmatov/ Gün Olur Asra Bedel
January 2012
3 posts
Sesimle yaşıyorum, sessizliğimde öleceğim.Ses diyorum ben O’na.Yalnızlık paylaşılmaz bu arada.Ben bu çağın adamı değilim.İyileşme olmadığı sürece, intihar ruha umut veren bir davetiye olarak kalmaya devam edecek.Hayatta en çok ihtiyaç duyduğum ses, sağır bana.Karşındakinin inanma kabiliyeti yoksa, senin ikna kabiliyetin bir hiç oluyor.Ve bütün bu olup, bitmeyenler beni yoruyor.Bu hayatta bir tek...
“Bir kadının bize her şeyini verdiğini zannettiğimiz anda onun hakikatte bize hiçbir şey vermiş olmadığını görmek, bize en yakın olduğunu sandığımız sırada bizden, bütün mesafelerin ötesindeymiş kadar uzak bulunduğunu kabule mecbur olmak acı bir şey. Bunun böyle olmaması lazımdı.Fakat, Maria’nın da dediği gibi, yapacak bir şey yoktu; hele benim tarafımdan… Onun bana böyle yapmaya...
Babasını yakın zamanda kalp krizi sonucu kaybeden bir arkadaşım.Kız.Futbol oynuyor.Takımı bu hafta galip gelmiş.Belki de deplasman otobüsünde yazdı bunları:”Bu haftaki üç puan senin için canım babam…”
Yine babasını yakın bir zamanda kanserden kaybeden arkadaşım.Bu da kız.Ama Amerikalı.Yeni kalkmış pazar uykusundan.Yerel saate göre 10:00’da yazmış bunu:” Missing my...
December 2011
2 posts
“Yılbaşının da sence hiçbir hususiyeti yok mudur?” diye sordum. “Hayır” dedi, “senenin diğer günlerinden ne farkı var sanki? Tabiat onu herhangi bir şekilde ayırmış mı? Ömrümüzden bir sene geçtiğini göstermesi bile o kadar mühim değil; çünkü ömrümüzü senelere ayırmak da insanların uydurması… İnsan ömrü doğumdan ölüme kadar uzanan tek bir yoldan ibarettir ve...
November 2011
1 post
Durmak sıkıcıdır Feridun!
September 2011
1 post
August 2011
2 posts
Ne bayramı… Yine günlerden uykusuzluk, günlerden baş ağrısı, günlerden çarpıntı, günlerden gözyaşı; saatler özlem, saatler hasret…
Kimse kimsenin sahibi değil.Mesela evdeki kedi, adı Simao; ben onun ekmeğini suyunu veriyorum diye sahibi mi oluyorum.Tabi ki hayır.Allah beni, onun dünyalık ihtiyaçlarını karşılamak için vesile kılmış.Ben seni seviyorum diye, senin sahibin mi oluyorum.Yine, tabi ki hayır.Ama ben seni seviyorum diye, sen benim sahibim olabilirsin.Olur musun? Hadi olsana. Neyse… Arka fonda ‘Sor bana...
June 2011
1 post
“Hayatımız boyunca her gün ve her saat, değişen ve değişmeyen benliklerimizi değişen ve değişmeyen şartlara uydurmaya çalışırız; aslında yaşam bir uyum sağlama sürecinden başka bir şey değildir; bu süreçte küçük bir hata yaparsak budala, göze batacak türden bir hata yaparsak deliyizdir; bu süreci bir süreliğine ertelersek uyur, çabalamaktan bütünüyle vazgeçersek ölürüz.”
— Samuel...
May 2011
3 posts
Mutsuz Son
Başım, ya da başımın içindekiler, gövdeme ağır geliyor.
Kalbim ve ruhumun çektiği acıyı muhtemelen bir organım paylaşacaktır.Çünkü bu, bir kalp ve ruh için bütünüyle çok ağır.
Yaralarım yaşayamadığım yıllarım kadar derin.
İntihar an meselesi.Bir anlık iradesizliğe bakar.Ya da tam tersi güçlü bir iradeye.
Ölmek istiyorum; bir türlü ölemiyorum.
Filozofu öldürmeyen acı; ben onun kadar güçlü değilim,...
Az önce dişlerimi fırçalamak için diş fırçasını elime aldım ve Egos jölenin kapağını açtım.Ben jöleyle fırçalarım dişlerimi.Hayır yalan söyledim, sadece aklımın yerinde yeller esiyor, her şey aynı berbatlığıyla devam ediyor…Sonra mutfağa geldim, buzdolabını açtım; votka içmekti amacım.Dolapta votka yoktu; bizim hiç dolabımızda votka olmadı zaten.Bizim evde Eyüp Sabri Tuncer’den başka...
Çok param yok; zengin olabilecek gücüm var ama zengin olmak istemiyorum.Aradan yıllar geçtikten sonra kitaplığımdan aldığım bir kitabı açıp; “Bugün annem öldü.Belki de dün, bilmiyorum.” satırlarında huzur bulmak istiyorum.
April 2011
2 posts
March 2011
1 post
Saçma
Uzun zamandır burada bir şeyler yazmıyorsam; yazacak şeylerimin olmadığından değil, izleniyoruz hafız.Follow butonuna basmadan izliyorlar bizi.Oysa ki kendimi nasıl tuttuğumu bir bilseniz.İçimden kelimeler geçiyor ve ben bunları ne bir kağıda ne de tumblr’ıma aktarıyorum.Sonra evrenin sonsuzluğunda kaybolup gidiyorlar.İnsanoğlu çok tuhaf bir varlık.Bazen diyorum kendi kendime; amınakoyim ben...
February 2011
6 posts
Need
Biraz özlenmeye ihtiyacım vardı; evi terkettim.Yeşil görmeye ihtiyacım vardı; Bursa’ya gittim.Yalnızlığımı paylaşacak birisine ihtiyacım vardı; kedi edindim.Kendimi ödüllendirmeye ihtiyacım vardı; Pascal Nouma’nın ayağında gördüğüm ayakkabılardan aldım.Aslında işin aslı şöyle; bir tek şeye ihtiyacım var; yüzünü görmeye…
Deşarj
Benden nefret ediyor… Bu iyi bir şey; insan değer verdiklerine karşı duygular beslermiş…Polyanna’nın amına koyim.Ve tüm bu şiirleri yazanların. Kusura bakma Cemal Süreya senin de amına koyim.Şarkıların günahı nah yok.Yaşar senin de amına koyim.Aşk’a dair kim ne söylüyorsa, alayının amına koyim.Bu kadar net.Toplanmışsınız hepiniz hayatıma grup yapıyorsunuz.
köy yanar kahpe taranır
Bugün saat 15:00 sularında eve geldim.Apartmanın kapısından girdim; bi pııssss sesi noluyor amk dedim.Doğalgaz borusundan sızıntı mı var, hava kaçırması mı ne var… Aha dedim patlıcak amk.Dedim sonra siktiret, başkası görsün, benim işim var şimdi dedim.Bendeki rahatlığa, vurdumduymazlığa bakarmısınız.Uğur Dündar’a ilk sıradan haber olcaz, siklemiyoruz.Neyse; eve girdim, antrenmana...
January 2011
6 posts
Çok geceler eskittik yalnızlığımla beraber.
Nice ezgilere sarıldık, nice...
Her mutluluğu sikmek için hazırda bekleyen...
basagrisi:
Ve gerçekler hiçbir zaman canınızı o kadar acıtamaz.
Dost gibi görünen kişilerin, bilinçaltında yatan sinsiliği bakışlarından çözdüm; isteseydi onun da çözmesine yardımcı olurdum.
“ya ne kadar az çiçek ismi biliyorum ya rabbim” derken; çiçeklerin en nadidesi olduğunun farkında bile değildi.
Proje ödevi için, kariyer yapmış, alanında uzman olan birisinin röportajını isteyen hocaya; mahalleden bir abimizi takım giydirip, konuşturmadım tabi.Yok öyle bir şey panpa.
Bugün şehirler arası yolculuğumuz sırasında arkadaşım; “Türkiye’de bir vakıf üniversitesinde çocuğun biri bitirme tezi olarak porno film çekmiş” dedi. Aynen şu tepkiyi verdim: http://www.youtube.com/watch?v=_VGJIl6ziLg
Olur mu lan dedim, akıl var, mantık var dedim.Lan oğlum mynette okudum bu sabah dedi.Yok ya dedim, olcak şeylerden konuşalım Hakan dedim.Peki kimi s.kmiş lan...
December 2010
7 posts
Burda hayatın sırrını paylaşamam ama Sırrı’nın hayatını paylaşabilirim.
– http://www.formspring.me/LacticAcid
Bugün dolmuşta yanlış dolmuşa binen kadın paniği yaşandı.Kadın şoföre; “Versene paramı gerizekalı” dedi. Şoför de; “in aşağı sikmiyeyim seni sabah sabah” dedi demek isterdim.Çünkü ben olsam öyle derdim.Şoför ilkokul çocukları gibi “vermiyorum” dedi.Vermiyorum ne lan? Bana o şekilde gerizekalı diyecek, onu bir tokatta ayıltırdım.Bu yüzden benden dolmuş şoförü...
Bir kere de bana formspring.me →
Bir zamanlar Real Madrid’te Raul’le beraber çift forvet oynuyorduk.O zamanların La Liga’sında gol kralı bendim.O zamanlar çok orjinal adamdım.Kendime has topa vuruşlarım, topla dönüşlerim, adam eksiltmelerim meşhurdu.Artık eskisi gibi vuramıyorum.Uzun zaman oldu skor tabelasını değiştirmeyeli.Gerçi buna yönelik çalışmalarım da yok hani.Toplu ya da topsuz dönüşlerim de yok...
Bugünlerde ev telefonu acı, acı çalıyor.Artık bakmıyorum ev telefonlarına.Sen, sonuna kadar çaldırmak zorunda değilsin yabancı, belki de tanıdıksın ama bu evde sana cevap vermek isteyen biri yok şu an…
Şarkılar da hissizleşti sanki.En can acıtanları bile…
Hayattan sonra, sanal dünya da zevk vermemeye başladı.Dost sohbetlerinde, neden bir şeyler eksik kalıyor? Ey dost! Yaptığın...
November 2010
3 posts
Proje ödevimin teslim süresinin bitimine 15 dakika kala, Mirkelam gibi, yokuş aşağı koşarken aksi yönden esen rüzgara “rispekt” diye haykırdım.Aynı yoldan dönerken yağan yağmura fısıldadım: “ıslat, ıslatabildiğin kadar.”
atarlı adamım
Durun bi şey anlatıcam.Sizle pek ilgisi yok ama biraz tumblr’ımla alakalı.Efenim dün akşam Ertuğrul Sağlam’la bir görüşmemiz vardı.Kendisiyle röportaj yapıp, bunu da sunumla arkadaşlarımıza aktarıcaktık.Benim de Ertuğrul’a olan bi sempatim var.Geçen sene Mart ayında Bursaspor şampiyon olmadan 3 ay önce Bursaspor şampiyon diye yazmıştım burada.Dedim; bu yazıyı Ertuğrul...
İlkokulda astronot, ortaokulda ajan, lisede vali olmak istiyordum.Ama gittim yabancı dil bölümünü seçtim.Şimdi ise Spor Akademisinde okuyorum.Kimin kime girdiği belli olmayan Kpss’ye dışardan bakmakla yetinicem.Fitness salonunda koca götlü kadınlarla, kaslı erkeklere nefes al ver yaptırmıcam.Polislik her üniversite mezunu erkeğe göz kırpsa da görmezlikten geliyorum.Hayvancılık yapmayı...
Bu gece maçtan sonra Guti’yi aradım.Dedim, Guti senin bu yaptığın ayıp, doğum gününü medyadan öğreniyoruz, insan arar partiye davet eder, parti yapmıcam ayağı da yapma sakın, Reina’ya tekneyle yanaştığın zamanları da biliyoruz… Daha sözümü bitirmeden başladı kıvırmaya: Abi valllllllla billlllllla Schuster kampta telefonları yasakladı; ondan haber veremedim.Hem bugün benim...
October 2010
8 posts
“Ey Türk Gençliği; Birinci vazifen, Milli Bayramlar’da benim fotoğrafımı profil fotosu yapmaktır.Muhtaç olduğun foto, Google Görseller’de mevcuttur”
Bu yazdığımı, Atatürk’e hakaret olarak görenler de var.Ne diyeyim; “Arif olan anlar.”
hayat boktan bir şey
Uzaktan bakınca güzel görünüyor hayat.Öyle değil aslında.Şarkılar kulağa hoş geliyor değil mi? Farkında değiliz; her biri bir başka sikiyor hayatımızı.Uyku ilaçları çözüm değil.Hadi uyudun diyelim, farklı bir sabaha, aynı ruhla kalkıyorsun.Yine aynı duygularla, yine aynı kişileri düşünüyor; yine aynı olaylarla mutlu olup, yine aynı olanlara hayıflanıyorsun.Keşkelerin hep aynı.Umudun her doğan...
Bir kaç laf edip, gidicem.
Bu gece arkadaşlarla köşe başında gecenin son muhabbetlerini yapıyoruz.Bi Porsche geçti yanımızdan; olmaz böyle bir şey.Beyaz, yeni çıkmış fabrikadan, gelinlik kız gibi, tiril tiril.Nasıl göt attı köşeyi dönerken görmeliydiniz.Ulan dedim içimden; bizim niye böyle bir arabamız yok; sonra elimdeki Çitos’a baktım.Evet lan bildiğiniz Cheetos.Tabi olmaz lan dedim.Yaş...
Cahit Sıtkı TARANCI
“Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder” diyen Cahit Sıtkı Tarancı, 13 Ekim 1956 günü, 46 yaşında öldü.13 Ekim anısına, bir kaç şiirini paylaşıyorum melankolik üstadın…
DESEM Kİ
Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır, Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor, Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini, Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim, Senden kopardım çiçeklerin...
10.10.10 Gel kalbime kon. →
Şu an tüm yurtta gerdek rekoru kırılıdığı haberini verip, hepinize iyi geceler diliyorum.Bu gece de yalnız uyuyacaksınız.
September 2010
5 posts
İngilizce biliyor musun dedi;
Hayır dedim.
Nasıl olur o kadar Amerika’da kaldın dedi;
Ama hala, “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi; olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” sözünü çeviremiyorum dedim.
Peki ne kadar biliyorsun dedi;
Diskoda manita kaldıracak kadar dedim.
Peki kaç tane kaldırdın dedi;
Ben ne onları kaldırcam lan, onlar beni kaldırsın dedim.
...